- Kategori
- Güncel
Bakışların gitmesi
Bu yazı 11.Haziran/Cumartesi günü yazılmıştır… Aslında her hafta Cumartesi yazılıyor ama bu haftanın önemli bir farkı var. Çünkü bu yazı yazıldıktan sonraki gün, yani 12 Haziran Pazar günü “Genel Seçimler” yapılacak…
Yazının yayınlanma günü Pazartesi olduğundan biraz güncellik sıkıntısı olur kaygısı taşımıyor değilim ama kenarından biraz “falso!” verince top hedefine doğru yolunu tutar yine de diye düşünüyorum…
Güncel olmak çok mu önemli? Olunmazsa kaçırılmış mı olunur pek çok şey?
Asla değil… Kaçırılan (veya kaçan!) başka şeyler aslında. Ve gitti mi gider onlar, bir daha hiç tutulamamacasına..!
İngiliz yazar Jane Shilling’in yazdığı gibi…
Jane Shilling’in yeni (47 yaşında) yazdığı bir kitap var. (Geçenlerde Ertuğrul Özkök de, bir yazısında bu kitaptan bahsetti)
İsmi “The Stranger in the Mirror” Yani “Aynadaki Yabancı”…
Kitabının bir yerinde, (aslında en önemli yeri de bu…) şöyle demiş yazar:
“İçkiyi bıraktım. Günde iki litre su içiyorum. Suyumun içine ayrıca enerji ve detoks katkıları koyuyorum. Akşamları en geç 22:00’ de yatağa giriyorum. Gözümün altındaki halkalar ve kırışıklıklar için 200 dolarlık kremler kullanıyorum. Düzenli spor yapıyorum.
Ve kendimi 20’li, 30’lu yaşlarımdaki kadar dinç ve enerjik hissediyorum… Ancak her sabah uyandığımda, banyodaki aynamın karşısında hep o kötü şey ile karşılaşıyorum.
Bakışlarım… Evet bakışlarım, sanıyorum bir daha geri gelmemek üzere gitmişler..!”
Taraflı tarafsız, tüm kamuoyu yoklamalarında AKP’nin birinci olacağı görülüyordu zaten… Ayrıca bu seçimin esas meselesinin; AKP yeniden iktidar olsa bile Anayasa’yı tek başına değiştirme gücüne kavuşup kavuşmaması olduğunu görmüyor muyduk?
Bunun yanında toplumun “sosyolojik bir devinim” içinde olduğu, AKP’nin, dokuz yıllık iktidarda olmasına karşın, hala (nasıl ve neden) halkın önemli bir kısmının teveccühüne mazhar olduğunu analiz edemiyor muyduk?
Ve bana göre 13 Haziran sabahının kesin olan (olacak) durumu şudur…
Seçimin galibi “galip” geldiğine çok sevinemeyecek. Mağlubu ise “mağlup” olduğuna çok da üzülmeyecek..!
Nedeni de şudur: “15 Haziran
Anlayan anlar, anlamayanlar da anlayanlardan öğrenirler… Veya kimseye sormazlar, beklerler 15 Haziran’dan sonra anlarlar..!
Velhasıl kesin olan şudur ki; 13 Haziran’dan itibaren Türkiye’de hiçbir şey, ama hiçbir şey asla eskisi gibi olmayacak.
Ve “alçak, şerefsiz, edepsiz vb.” fütursuzca sarf edilen miting edebiyatının baş aktörlerinin, o sözleri söyledikleri rakiplerine nasıl da ihtiyaçları olacak..!
Birkaç “özür” ile bunlar unutulur belki… Önemli olan “öz”ün kaçırılmamasıdır. Siyasetçi de olsa, sanatçı da olsa, sade vatandaş da olsa fark etmez. Hayattan “kaçan” başka şeyler var. Ve onlar, ne yaparsanız yapın asla geri gelmiyor..!
Siyasetçiler de aşırı hırsları nedeniyle “kaçırdıklarını” bir fark etseler..!
Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN, 6 Mayıs 1972’de idam edildiler… Neyin adına olursa olsun, onlar hiç kimseyi öldürmediler. Binlerce insanın katili ise hiç değildiler…
İnsanca, hakça ve adaletli bir Dünya özlemi yanında; kimseye ezilmeyen ve boyun eğmeyen, demokratik ve tam bağımsız bir Türkiye düşlüyorlardı yalnızca… Ve bunun için seslerini yükseltip mücadele ediyorlardı.
Samsun’dan Ankara’ya; “Mustafa Kemal Yürüyüşü” düzenleyen Deniz GEZMİŞ ve arkadaşlarının halka çağrısı şuydu:
“Büyük Türk Milleti,
Milletçe yabancı uşaklığına düşmekten kurtulmak için, gerçekten tam bağımsız demokratik Türkiye için, Mustafa Kemal’in “Milli Kurtuluşçu” saflarında toplanalım.
Yaşasın Türkiye… Yaşasın yarının bağımsız Türkiye’si için olan mücadele…”
Bugün yaşıyor olsalardı; bu söylediklerinden ve bu uzun yürüyüş girişiminden dolayı kafadan Silivri’de yatıyor olurlardı ama asla ölmezlerdi…
Televizyonlardaki ve basındaki birçok “çakma liberal” tarafından Ulusalcılıkla suçlanırlardı, ama olsun… Kahrolurlardı belki ama ölmezlerdi yine de…
Onlar gençtiler, ülkelerini çok seviyorlardı ve uğruna can bile verebilecek olmanın ne demek olduğunu gösterdiler…
En sade ve en yalın güzelleme ise sevgili Volkan KONAK’dan:
“Bir martı’ya taş bile atmamış çocukları öldürdüler…”
Allah rahmet versin, ruhları şad olsun…