- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Bu ülkede ölmek

Sosyal güvencesi olan mutlu insanlardansınız bu ülkede. Yıllarca ödediğiniz primlerinizden veya eşten-babadan dolayı hakettiğiniz sosyal güvenceniz var. Eğer bir gün hasta olursam ne mutlu ki para sorunum olmayacak diyorsunuz. İçiniz rahat. Sırada uzun süre beklemek zorunda kalsanız bile, özellikle ciddi rahatsızlıklarda değeri binlerce ytl olan tetkikler için düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Devletin hastanelerinde veya sevk edildiğiniz özel merkezlerde tetkik yapılacak ve tedaviniz sürecek.
Yanılıyorsunuz, hem de çok yanılıyorsunuz...
Ancak bunu anladığınızda çok geç kalmış oluyorsunuz.
Artık yapılacak bir şey kalmıyor.
Yanlış teşhisler, yanlış tedaviler; dikkate alınmayan şikayetler sizi ölüme götürebiliyor.
O zaman da yapılacak tek şey kalıyor bu kaderci toplumda.
Kadere boyun eğmek.
Emir büyük yerden geldi demek.
Ömrü bu kadarmış demek.
Devletin sağlık birimleri, eğitim gibi, hukuk gibi yerle bir olmuş durumda.
Devletin hastaneleri, çalışanların insiyatifinde.
Bütün bunlar nereden mi çıktı şimdi durup dururken?
Uzun süreli ağrılarınız var, ciddi şikayetler..
Ya acile kaldırılıyorsunuz, ya da normal randevu sistemiyle muayene oluyorsunuz. Bilinen bir kaç ağrı kesici ve ufak tefek teşhisler yeterli size bu durumda. Fazlasını istiyorsanız, bunun başka bir yöntemi var, o yoldan geçmek zorundasınız!
Bu yol biraz daha zahmetli ve duygusal (!). Yani herkesin harcı değil o yoldan geçmek.
Geçemiyorsanız....
Belki acildeki duyarlı bir hekim sizi o anda farkedip, hemen orada istemlerini yazıyor.
Yoğun bir çabayla oradan oraya dolaşıp, artık dayanılamayacak ağrılarınızı görmezden gelip; ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz.
Bu arada ağrılar dayanılmaz boyutta, vücutta bazı organlar işlevini kaybetmiş. Önemli değil, devam etmek zorundasınız. Sizi gören biri olmuş bu şansı bırakamazsınız. Ama ağrılar çok fazla, yatış gerekiyor. Adres belli yatış için. Artık mecburen o duygusal ilişkiye girmek zorundasınız.
Bu arada teşhis konmuş. Sonuç: Allahtan ümit kesilmez. Son evrede kansersiniz ve tüm vücuda yayılmış. Çok geç kalınmış. Ama, diyorsunuz biz zaten yıllardır bunların belirtilerini anlattık. Bize tedavi de uygulandı. Cevap; yanlış tedavi uygulanmış.
Peki şimdi ne olacak.
Artık başka bir yerde ölümü beklemek zorundasınız.
Peki oraya nasıl gideriz, sevk falan.
Hayır, şu numarayı arayın ve bir ziyaret edin; size yol göstersinler.
Yeni bir duygusal ilişki daha başlıyor.
Yakınlar biliyor artık, sadece daha az ağrılı bir ölüm için, bu görüşmeler...
Sevk etmeyip, adres gösterenler biliyor; bu aşamada insanlar tüm duygusal ilişkilere hazır.
Bütün bunlar bir senaryo değil. Ülkemizde her gün yüzlerce insanın yaşamak zorunda olduğu gerçekler. Ayrıntılara girmiyorum bile. Her saat değişen sistemle, en az 3 kerede halledilen bürokrasiden de bahsetmiyorum.
Şimdi neye yanalım.
Hazırlandığımız kayba mı? Uğradığımız maddi ve manevi yorgunluğa mı? Bu ülkede vatandaş olmanın bedeline mi?
Bir ülkede eğer ki; sağlık, eğitim ve hukuk alanlarında çark tıkanmışsa, yaşamak için tek çare kalıyor: Çok zengin olmak!
Şu anda gaspın, hırsızlığın ve her türlü suçun artışın sebebi de bu temele dayanıyor. Yaşamak için ya da daha kolay ölmek için zengin olmak!
Blognot: Görevini verdikleri yemine sadık kalarak yürütmeye çalışan devlet görevlilerini bu yazıdan tenzih ediyorum. Bu kişilerin bu durumda en az bizim kadar isyan ettiklerini biliyorum.