- Kategori
- Kültür - Sanat
Bülent Ortaçgil konseri

Bülent Ortaçgil
Karşıyaka deniz kıyısı Barınak Cafe’de
35’lik öküz gözü 2004 Kavaklıdere şarap
Peynir tabağı
Kalamar
Patetes kroket yiyip
Günü batırdım
Saat 20.30 suları keyifli keyifli eve dönerken Bülent Ortaçgil şarkıları geldi kulağıma.
Şarkılara doğru gittim.
Karşıyaka Açık Hava Tiyatrosunda konseri vardı.
Gişeye yöneldim. Geç olmuştu. Konser bel ki de başlamıştı. Gişe önünde bir genç elindeki 4 bileti satmaya uğraşıyordu, bende uğraşmak istemediğimden hemen biletlerden birini aldım. Aldığım bilet en önden çıktı. Biraz keyfim kaçtı. Konserlerde eğer en önde iseniz olayın bütününü kaçırırsınız. Seyredeceğim şeye göre sahne ve koltuk konumuna bakmadan bilet almam. İstediğim yerde bilet bulamaz isem vazgeçerim. Düşünsenize 120 kişilik Anadolu Ateşi’nin dans gösterisini izliyorsunuz en öndesiniz veya çok uzakta. Mesela konsere gitmişsniz, yan tarafta oturuyorsunuz müziği mono dinlersiniz. Bazı enstruman seslerini kaçırırsınız. İlle de en önde oturmak gibi takıntısı olanların da biraz olaydan farklı takıntıları olduğunu düşünürüm. Ama uzun zamandır Bülent Ortaçgil’i canlı dinlemediğimden "Ne olursa olsun" dedim geçtim yerime oturdum.
Cem Aksel
Gürol Ağırbaş
Baki Duyarlar
Ve
Bülent Ortaçgil
Yanımda 14-15 yaşlarında 2 kız vardı.
“Allah Allah” dedim. Bülent Ortaçgil yaş ortalamasını düşürüyor herhalde.
3. şarkıda gitarın jak girişi arıza yaptı.
Şarkı söylerken agresifleşti. Yüzü şarkıdan koptu. Sadece sözler çıktı ağzından. Duygu eksildi. Şarkı bitince çıkarıp jak’ı yere çarptı. Yüzü kızardı sinirden.
En önden “Hayatta aksilikler oluyor hocam” dedim.
“Oluyor” dedi. Bir küçücük jak engelleyebiliyor duyguları.
Sonra gülümsedi.
“Hiç de sakin biri değilmişim” dedi kendi kendine.
Ara verdiler. Müthiş susamıştım. Ama büfeye doğru baktım çok kalabalıktı. Orada bir şişe su için boğuşmak istemiyordum. Bir baktım yanımdaki küçük kızlar sularını, kolalarını almışlar geliyorlar.
“Büfe kalabalık mı?” dedim
“Biraz” dediler.
“Bir şey istiyorsanız ben alırım” dedi daha küçük olanı.
Önce anlamadım. Anladığım da çok şaşırdım. İşte buydu: Bülent Ortaçgil dinliyorlardı. Tarkan veya rock konserinde değillerdi. Küçüktüler ama büyütmüşlerdi gönüllerini. Unuttuğumuz bir cümle söyledi. O biliyormuydu bilmiyorum.
“Bir şey istiyorsanız ben alırım”
Tabii kıyamadım onlara. “Bana bir şişe su al” diyemedim. Diyemezdim. Benden büyüklerdi.
Sonra “Şarkılarım senindir”i söyledi.
“Eylül akşamını” çalmak için gitarının akordunu bozdu. Bunu bilmiyordum. Konserde öğrendim. Ve “Eski defterlerde olmayan, yeni sound ile dinlemediğim “Benimle oynarmısın” albümünden “Yağmur”u, “Sen varsın”ı, “Yüzünü dökme küçük kız”ı söyledi. Çok beğendim.
Yeni şarkılar istedim. Henüz 2-3 şarkı yazabilmiş.
“Yazamıyorum” diyor.
Erkan Oğur artık onlarla çalmıyormuş.
Biraz konuştuk.
“Fikret” dedi (Kızılok)
“Sivri dlliydi”
“Yalnız gitti”
“Aşk var mı?” dedim
“Var” dedi.
“Belki bu gece bir şekilde benim kağıt param senin cebine girmiştir” dedim.
Çok güldü.
“Belki değil” dedi
“Kesin”