​ Daha 17 / Bebek - Çocuk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Daha 17

Daha 17
 

Kınalı kuzum geçenlerde 17 yaşına girdi. En güzel yaşa, Teoman’ın şarkıda tam da ifade ettiği gibi ”daha 17”. Hafızamda çok net olarak hatırladığım yıllar, 13 yaşlarından sonra başlıyor, 16 yaşımı ise asla unutamam. Büyümeye başladığım, kendimin farkına vardığım,saçımı taramaya , aynaya bakmaya başladığım yıllar bunlar. Erkek çocuğu modundan çıkıp, genç kız olduğumu hatırladığım yıllar. Şimdilerde sıkça oğlumun yaşadığı yaşlarla , kendi o yaşlarımı kıyaslıyorum.

16 yaşında aşık olmuş ve ilk flörtümü yaşamıştım. Eminim o da aşık oldu bu yaşlarda, ama benden gizliyor. Onun mesajlaşmalarından, arkadaşlarıyla konuşmalarından ve hallerinden anlıyabiliyorum. Ayrıca ufak yalanlar da söylemeye başladı artık. Bu iyiye işaretmiş Yankı Yazgan’a göre. Aklını kullandığının ve büyümeye başladığının işareti.

En çok istediğim arkadaş olmak, hep arkadaş kalabilmek onunla. Becerebilir miyim bilmiyorum. Şimdi dertlerini, aşk acılarını paylaşmıyor, paylaşmak istemiyor. Bu konuda da haksız değil. Bana bir kız arkadaşına ilgisinden bahsettiğinde, ben de tutamayıp babasına söyledim. Bu onun bana olan güvenini sarstı, bir daha da geri kazanamadım.

Derslerinden çok sıkıldı bu dönem, bir an önce tatil olsun diye dört gözle bekliyor. Kalan iki hafta ona yıl gibi geliyor, şikayet edip duruyor.

“bir şey kalmadı zaten, çok abartıyorsun” dediğimde,

“sende hiç empati yapmıyorsun” demez mi?

Büyümüş de bana empati öğretiyor. Şaşırdım kaldım. Yerinde bir laftı.

İnsan ilişkilerinin kilit noktası olan empatiye, en çok çocuklarımızla iletişimde ihtiyacımız var. Bu kadar zor mu empati yapmak?

Hiç değil, gelin görün ki bu bir alışkanlık, düşünme alışkanlığı. Karşımızdaki insanın duygulanımlarını, kendimizi o duygu halini yaşıyormuş gibi hayal etmeye çalıştığımızda onu anlamamız, hak vermemiz kolaylaşır. Bu durumlar, “acı çekme”, “sevinme”, “stres”, “bunalım”, “sıkıntı” olabilir.

Davis Hume, 1739 yılında yazılmış “insan doğası üzerine bir inceleme” isimli felsefi çalışmasında, ahlak ve insan ilişkilerini, acı, sevinç, tutku, sevgi, nefret, hırs, zenginlik yoksulluk, erdem , kavramlarını, ötekini anlama yetisini derinlemesine irdeler. Sempati-duygudaşlık kavramına şöyle açıklama getirir:

“yabancı tanımadığım bir insan beni ancak duygudaşlık yoluyla etkiler. O ilkeden, ne zaman onun mutluluk ve iyiliğini bulacak olsam, ister nedenlerinde ister etkilerinde olsun, ona öylesine derinden girerim ki, bana duyulur bir heyecan verir. Onu geliştirme yönünde eğilimli niteliklerin görünüşü imgelemim üzerinde hoş bir etki yaratır ve sevgi saygıma neden olurlar.”

Yaşıtlarımızla çok da kolay kuramayabileceğimiz sempatinin bir sonraki aşaması diyebileceğimiz empati, aslında bizden küçüklere karşı daha kolay kurulabilir.

Burada” biz o yollardan geçtik” durumu vardır. Hani şu şarkıdaki gibi” I know what it is to be young, but you don’t know what it is to be old”.

Bu sloganı oğluma karşı sıkıştıkça kullanıyorum, çünkü bana çeşitli konularda ukalalık yapma yaşına geldi. Benim de standart cevabım "40 yıllık tecrübem var, sen daha bilemezsin” oluyor.

Bu yaklaşımda çok doğru değil , çünkü karşımızdaki insanı duygudaş ya da arkadaşlık pozisyonundan “öğretmen-öğrenci” pozisyonuna götürüyor.

Şurasını görebiliyorum ki, artık onunla ilişkide daha çok empatiye, alttan almaya, onu anladığımı hissettirmeye ihtiyacım olacak. Felsefe ve psikoloji kitaplarını okuyup, bildiklerimi hatırlamam lazım…

 
Toplam blog
: 144
: 1429
Kayıt tarihi
: 12.09.07
 
 

ODTÜ İşletme mezunuyum, felsefe bölümünde master eğitimi aldım, uzun yıllar bankacılık ve finansm..