- Kategori
- Eğitim
Değerli bir anı

Eğitim hayatımın 33 yılını yönetici olarak geçirdim. Yaptığım yöneticilikte hatırı sayılır bir isim olarak karşılık buluyorsa bunun nedeni kendime ait bir eğitim yönetimi anlayışını uygulamam dandır. Burada tabii ki en önemli ayak yönetici olarak öğrencilere verdiğim mesajlardaki samimiyet, adil davranış, değer verme, önemseme, tutarlı davranış olmuştur. Bu eylemlerin sözden çok davranışla gösterilmesi en etkili yöntemdir.
Öğrenciye değer veren yönetim anlayışı içinde hareket etmek, sorunların çözümünde en etkili ve sonuç alıcı bir yöntemdir. Yapmacık değil doğal olmak. Öğrenciye değer verme onu adam yerine koyma, oturup konuşma, ilgi göstererek öğrenciyi dinleme. Birçok sorunun çözümünün yanı sıra öğrencinin okula karşı aidiyet duygusunun artmasında önemlidir. Kabul dili öğrencinin öz güvenin gelişmesine yardımcı olur. Kabul dili öğrenciyi duygularını ve sorunlarını paylaşmak için yüreklendirir. Böylece öğrenci kendini daha değerli hisseder, bu da onu öğretimde ve eğitimde daha başarılı olmasına, istenmedik davranışların önlenmesinde etkili olur. Derdini anlatmaya çalışan bir öğrenciye insan olarak yaklaşmaya çalışmak, ve onu duygularını, bir insan bakışı ile algılayıp dürüst cevaplar vermeye çalışmak, çocuğa daha yakın, daha anlamlı bir yaklaşım verir. Bütün bunlar dinlemeye açık yardımcı davranışlardır. Burada en etkili yöntem onlara davranışlarla model olabilmektir. Sanırım "Halı örneğine göre dokunur" sözü bu anlayışa uygun düşmektedir.
Müdürlüğüm ün bir döneminde yukarıda anlattığım anlayış çerçevesinde yaşadığım bir anım oldu. Bu anı bana ileri ki yıllarımda daha verimli çalışmama, sonuç alıcı iletişim kurmama yardımcı oldu. Yıllar önce ikili eğitim de birinci sınıftan sekizinci sınıfların aynı dönemde eğitim yaptıkları zaman, o zamanın tabiriyle eğitici kol denilen şimdiki kulüp çalışmalarının karşılığı kol öğrencileri bir sınıfta haftanın bir gününde genellikle son ders saatinde bir araya gelirler kol rehber öğretmeninin başkanlığında çalışma yaparlardı. Bu ders saatinde aynı zamanda öğlenci gurubunda okula geliş zamanı olduğundan bahçe oldukça hareketli olurdu, bizlerde bu yoğunluk da genellikle okul bahçesinde olmayı tercih ederdik. İşte o anlardan birinde, okul bahçesinde bir öğretmenle konuşurken muhtemelen iki yada üçüncü sınıftan bir öğrenci gürültüden sesini duyuramadığından ceketimi çekerek bana kızılay kolunun toplantısı nerede diye sorar, bende ne bileyim nerede diye cevap veriyorum, öğrenci bana sen bilmeyecek sinde kim bilecek diye karşılık verince, ben doğru söylüyorsun diye cevap verdikten sonra, öğrenciye hadi birlikte bulalım yeri neredeymiş bende öğreneyim diyerek elini tutup aramaya başlıyoruz sorup bulunca onu sınıfa götürüyorum, öğrenciyle benim yaşadığın diyaloğa eşi de okulumuzda öğretmen olan bir mühendis aynı zamanda kurumunda yönetici olan bir arkadaşımız bu yaşanan olaydan ve benim hareketimden çok etkilenir, ileri ki günlerde karşılaştığımızda büyük bir hayranlıkla bana anlattığında bende etkilendim, fakat okul çok kalabalık işlerin çok yoğun olmasından benim öğrenciyi bir daha görsem tanımam olanaksızdı, öğrenci ile aramızda geçen diyaloğu arkadaş anlatınca hatırladım.
Yıllar sonra ben o okuldan başka bir okula müdür olarak atandım. Yeni okulumda spor salonu işi için o zamanlar yine özel idare denilen yerde, bu işi takip için gittiğim yerde o işi için yetkili yönetici konumundaki mühendisin odasına girdiğimde beni görünce hocam buyurun diye beni karşılayınca, hangi okuldan diye sordum çünkü aynı yerde dört beş yerde müdürlük yapmıştım, okulunu söyledi, hocam beni hatırlamazsınız, ancak aramızda şöyle bir konuşma geçmişti belki o zaman hatırlarsınız dedi ve yukarıda geçen diyaloğu anlatınca öğrencimi hatırladım. O zaman dedim ki ben bu aramızda geçen diyaloğu ve yaptıklarımızı hatırlatmaya bilirdim, aramızda geçen bu konuşmaya şahit olan ve etkilenen bir arkadaşımız bana hatırlatınca daha çok önemsedim dedim. Anladım ki zamanında adam yerine koydukları
Hatıra yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. ANDRE GID