- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Doğa'ya ...

Akşamüstleri rüzgarın yüzüme dokunup geçerken, dağlarından geliyor kokun. Issız, sessiz dağlarından. Çam ağaçlarına, sedirlerine, ardıçlarına dokunarak geliyor, yabani otlarına değip geliyor rüzgarın. Kuru yaprak dolu, gölgeli, ayak basmamış patikalarındaki kar suyuna dokunarak geliyor.
Kapatıyorum gözlerimi kulaklarımda uğulduyor rüzgarın hafifçe. Dağ geçitlerinde uğuldadığı gibi, uzak şelalelerin seslerini andırır gibi...Yüksek yaylalardaki kır çiçeklerinin üzerindeki çiğ taneleri gibi kirpiklerimde birikiyor özlemin tane tane.
Yabani nane, karabaş, dağ çayı kokuyorsun yükseklerde.
Uzanmak istiyorum toprağına yine bir gece yarısı, yıldız ışığının aydınlığında, heybetli dağlarının eteğinde uyuyakalmak istiyorum.Dağ keçilerinin çanları uyandırsın beni. Geven çiçeklerinde dolaşan arıların vızıltıları. Bozkır kuşlarının sesleri uyandırsın. Mavi kanatlı küçük kelebekler konsun üzerime.
Uzak köylerini izleyeyim doruklarından. Üzerimden geçen bulutlara dokunayım elimi uzatıp, soğuk sularını içebileyim tekrar. Unutulmuş koca çınarların arasından süzülen altın ışıklarınla oynayabiliyim. Avuçlarımda toplansın hazinen; toprağın, suyun, taşın. Kurumuş yaprak denizi arasından fışkıran çiğdemler değsin parmaklarıma.
Yine her zamanki gibi, yürekten konuşalım. Sıcak, kuru bozkırdaki ayçiçeklerinini neşesiyle konuşalım. Eski sudeğirmenlerinin kuytusundaki su perilerinin zerafetiyle konuşalım. Sen anlat. Ben dinlerim. Sen hep anlat...