- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük döver...
Döveriz biz. Kodumu oturturuz. Yerliyi yabancıyı döveriz. Ara sıra tecavüz eder, sık sık taciz ederiz ama, gerçek misyonumuz dövmek ve sövmektir. Hele kadınları çok iyi döveriz. Bu konuda ihtisas sahibi sayılırız. Darp izi bırakmadan dövme becerisine sahibiz. Öyle bir döveriz ki, dayak yiyen şikayetçi olsa ortada kanıt olmaz. "ne bakıyorsun" diye kavga çıkarmalarımız dünyaca meşhurdur. Kavgaya başlarken de "sen benim kim olduğumu biliyor musun" diye bağırırız ki karşımızdakinde şüphe ve korku uyansın... Bol miktarda dayak sebeplerimiz vardır... Kedimiz varsa, köpeğimiz varsa, çocuğumuz varsa döveriz. Eşimizi de döveriz... Kısaca, acizi, güçsüzü döveriz... Erkek gibi döver, erkek gibi söveriz(!) Erkekliğimizi başka türlü kanıtlayamadığımız için, bu yolu seçmişizdir yüz yıllardır...
Merhaba e-günlüğüm; Dünya turuna çıkan iki İngiliz turist, Ordu’da kendilerine traktörle çarpan baba ve oğlu tarafından dövüldü. (ntvmsnbc.com) yazmayı unutmuşum. Bazan da bu haberde ki gibi, hem çarpar hem döveriz... "Hem suçlu hem güçlü" durumu. Yazdım ya uzmanlık alanımız...
Dün akşam haberlerde manşette yine benim oğlanın kırılan ayak serçe parmağı var dı. Çok eğleniyor. Her gittii yer de (marketlerde, alışveriş merkezlerinde) tekerlekli sandalye veriyorlar mış. Anlatırken gülmekten kırılıyor. Alçı daha dördüncü gününde üst taraflardan parçalanmış. Ben de "parmağın yanlış kaynayacak ve "G" şeklinde olacak" diye dalga geçiyorum. Bir kaç güne kadar koltuk değneğini de kırar...
Bahçede oğlumun arkadaşlarını kabul ettik. Meğer oğlum'un bu durumundan onlar da eğleniyor muş. Eğlensinler bakalım. Gün onların. Mutlu olmaktan, eğlenmekten, gülmekten zarar gelmez... Kızlar çok geleeklerine bağlı olacak ki, "gelip sana çorba yapalım" diye öneriler sunuyorlar. Oğlan fırlama ya. "yok yok bu ayakla çorba içemem, siz en iyisi alçılar açılınca, ben evde yalnızken gelip çorba yapın, o zaman bak nasıl içiyorum" diye cevap veriyor. Durur muyum? Eğlencelerine ben de iki üç fıkra ile katkıda bulundum... Boss bu sohbeti çok kıskandı. Sürekli bahçeden tahta bulup getiriyor ve "biraz da benimle ilgilenin, hadi oyun oynayalım" diyor du. Sonra saatler ilerledi ve herkes evine gitti. Ben de doğru yatağa...
Sabah Linda adlı yol arkadaşım ve mesai arkadaşım ile işe geldik ve telefon çalmaya başladı. Bir kaç kişi daha tatilden dönmüş onun hareketliliğini yaşadık. Sonra yine oturduk. İnsanların bir kısmı dönüyor. (çalışanlar) Diğerleri ise (emekliler ve çalışmayanlar) sanırım ramazandan sonra dönecek ve bizim mevsimsel ekonomik kriz bayram sonrasına kadar sürecek...
Değerli e-günlüğüm; öğle yemeğimi yedikten sonra, bir hışımla piyasaya çıktım ve bir abone daha yaptım. Nasıl mı? Döverek tabi. "Sen nasıl benden su almazsın" diye sille tokat, bir giriştim adamın birine, en sonunda abone oldu... Acaba pazarlama taktiğimi değiştirip böyle mi yapsam? Daha kısa, daha etkili ve daha ekonomik bir yöntem...
Akşam üzeri de sabah ki gibi biraz hareketlilik oldu ama kısa sürdü. Ben de çam fıstığı (dolmalık fıstık) toplayarak zaman geçirdim. Bu sene hava rüzgalı olduğu için bol bol dökülüyor... Geçenlerde market'e gitmiştim, 20 gramı 4 lira. Kilosu 200 lira. Toplamaz mıyım? Bu sene, irmik helvalarını bol fıstıklı yapar zengin görünürüz... Hatta aşure'ye bile bol bol katarız...
Tam saatinde Linda'yı çıkardım, akşam yemeğimi ve tatlımı yedim. Artık gidebilirim ve gidebilirsin e-günlüğüm. Yarın yeni abone haberleri ile yazışmak üzere. Hoşçakal...
Biliyor musun: Bir inek, yaşamı boyunca yaklaşık 200.000 bardak süt verir miş...
Çirkin söz: "nush (öğüt, nasihat) ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir (azar) ile uslanmayanın hakkı kötektir(dayaktır)." Ziya Paşa
Güzel söz: "Bir çivi yüzünden bir nal, bir nal yüzünden bir at, bir at yüzünden de bir atlı gidiverir..." Franklin