- Kategori
- Psikoloji
Evimdeki yabancı...

Yazın son günlerini yaşadığımız günlerden biri, henüz pikeleri kaldırmadığımız... Ama bazı geceler serin olur da titreyerek uyanırız ya gecenin bir yarısı... Birkaç gece tekrarlayınca bu durum camları kapayıp yatmaya başladım… Salonda yatıyorum, tv izlerken uyumak hoşuma gidiyor… Ben uyuduktan sonra oğlum, içeriyi sıcak bulup camı aralar, yatarken de kapamayı unutur ve sabahın 6’sında ikinci kat camından içeri giren yabancı misafire davetiye çıkarır böylece… Sonrasında düşündüğümde kader dedim, bütün yaz cam açık yattık girmedi, demek ki o güne kısmetmiş, o gün kestirmiş gözüne evimi, ne kadar keşke kapatsaydık camı desek boş, önüne geçilemiyor olanların…
Ve yabancı misafir, 2 cep telefonu, 1 digital fotoğraf makinesini alıp tam çıkmak için camın önüne geldiğinde açıyorum gözlerimi… O anı unutmam mümkün değil, o anı anlatmak da mümkün değil, yaşayanlar bilir ancak… Sabahın altısı, loş bir ortam, iki metre ötemde gözlerini bana dikmiş, sanırım tepkimi gözlemleyen bir adam. Birkaç saniye bakıştık, ne olduğunu anladığımda güney doğu aksanıyla, sözleri şu oldu “sakın sesini çıkarma hiçbir şey almadım”. Gözlerim cep telefonumu aradı bir an, göremeyince atıldım hemen “Telefonum nerde peki? Çabuk telefonumu ver”. Deli cesareti bendeki de. O da ne, adam elini cebine attı, tamam telefonumu verecek diye düşünürken kocaman bir tornavida çıktı cebinden, deli cesareti dedim ya tekrarlıyorum yattığım yerden doğrulurken “Cep telefonumu ver dedim sana”… Bu konuşmaları bağırarak değil de sakin bir tavırla söylüyorum, o an bilinçli olarak aklımdan geçen tek şey oğlumu uyandırmamak, ona bir zarar gelmesini istemiyorum. Cama yönelip süzülüyor dışarıya, eli henüz camdayken çerçeveyi kapatır gibi yaparak hızla vuruyorum eline, yetişip de… Ne kadar acıtabilirim ki kadın kuvvetimle. Atlıyor ikinci kattan, bu kez bağırıyorum, oğlum uyanıp düşüyor peşine ama öyle bir koşuyor ki tazı gibi, yetişmek ne mümkün. Yoldan geçenlere de seslenilse de yakalayın diye, herkes bana bir zarar verir korkusuyla tepkisiz haklı olarak…
Giden gitti, önemli değil diyoruz, bize bir şey olmadı ama ya madalyonun diğer yüzü… Psikolojimizdeki yarattığı bozukluk, ona ne demeli… Sonraki gecelerde, uykumun bir yarısında gözümü açıp her an karşımda onu görecekmişim hissine kapılmam… Gündüz dahi, cam açık olduğunda her an o içeri atlayacakmış gibi yalnız kalmak istemeyişim… Bunlarla baş edebilmek kolay mı… Neyse ki bu anlamda kuvvetli bir yapıya sahibim ki çabuk atlattım… Buna sebep çevremden daha kötü olayları duyuşum ve “Benim yaşadıklarımdan daha kötüleri de varmış” deyip kendimi avutmam oldu… Kısaca bir örneği şöyleydi…
Gecenin bir yarısı karı koca yataktalar, adam uyumuş kadın henüz uyanık. Bir anda yabancı birkaç adam beliriyor ve yüzlerine sprey sıkıyor aynı anda karı kocanın. Adam zaten uyuduğu için hiçbir şeyden haberi olmadan uyumaya devam ediyor, kadının gözleri açık, bilinci yerinde ama uyuşmuş vaziyette, kıpırdamadan hırsızları seyrediyor. Kadının bakışları altında tüm odayı talan ediyorlar, buldukları epeyce kıymetli ziynet eşyalarını ellerinde sallayarak “bak bunu da alıyorum” diye göstererek ne var ne yok toplayıp en sonunda giderken de “dua et seni becermedim” (bu sözü iğrenç şekliyle söylemişler, değil burada yazmak birisine anlatırken de söyleyemediğimden düzgün bir şekilde yazdım) deyip çıkıp gidiyorlar… Kadıncağız bağırmaya çalışıyor, ağzını açamıyor, kıpırdanmaya çalışıyor, kıpırdayamıyor, kocası yanında hiçbir şeyden habersiz yatıyor. O anki halini düşünebiliyor musunuz, olaydan iki saate yakın bir zaman geçtikten sonra uyuşma ayak parmaklarından itibaren başlıyor geçmeye, yukarılara doğru yavaş yavaş yayılarak bitiyor. Aylarca psikolojik tedavi görmesine rağmen tam olarak düzelemiyor. İş arkadaşımın bir yakınının başına gelmiş bu olayı duyunca kendimi bir nebze olsun şanslı hissettim, en önemlisi de canımıza bir şey olmadığı tabii ki…
Genelde doğu ve güneydoğudan gelen bu gençler, maalesef para kazanmanın en kolayı diye bu yolu seçiyorlar… Birçoklarımız “onlar mı suçlu, onları bu duruma getiren mi” ya da “işte doğunun gerçeği bu, ne yapsınlar” gibi yaklaşımlarda bulunabilirler… Ben o gerçeklerin ne olduğunu en ince ayrıntısına kadar biliyorum, ben de köken olarak doğuluyum, ama artık evime giren o kişiden sonra kökenimi belirtmekten kaçar oldum, tuhaf bir psikoloji bu, hep söylerlerdi ama insan başına gelmeyince tam olarak anlayamıyor… Yapı olarak asla kinci değilim, hatta aksine her olayda pozitif düşünen, karşı tarafın davranışı ne olursa olsun empati ile yaklaşan bir yapıya sahibim… Amaaaa bu olay hariç, elimde değil kabullenemiyorum evime girip, elini kolunu sallayarak bana ait eşyalara dokunmasını, benim için özel değeri olan eşyalarımı alıp yok paraya satmasını, günlerce psikolojimi bozmasını…
Her olayda pozitif düşünen ben bu olayda, idamı sizin affetmenizle bozulacak deseler hayır derim diye düşündürttü bana… Böyle düşünmek bile beni rahatsız ederken, o kim bilir kaçıncı evi soymakla meşguldür…