- Kategori
- Psikoloji
İfşa

Bu hayatta bana ait, fotoğrafta...
Varlığının yok olmasını istemedim uzun yıllar. Sürekli yazıyordum, sonuca bağlamak istemeden sürekli gelişmedeki bölüm olarak kalıyordum. Üstümde tozlu montum, gıcır zara montlara bakakalıyordum. Gözlerim acımıyordu ve sürekli yazıyordum. Yalnızlığım üstüne düşen tozlar montumu kirletiyordu ve yağmur yağıyordu. Çamur hiç bu kadar çekilesi olmuyordu. Çamurdan yemekler veriyordum insanlara ve yazıyordum. Gittiğim yer yeri her mekanı yazıyordum. Gezip gelenin geldiği andaki heyecanını içimde yaşıyordum sadece etrafımdakilere yansıtmadan. Yazıyordum, parmaklarım yalnız....
Baldırlarında puro saran Küba’lı kadınların yalnızlık tozlarını yutuyordum milyonlarca metre uzaktan. Onlar ağladıkların da, gözyaşlarım montumun üzerine düşüyordu, “gözlerim tozlanıyor, çok önemi yok sevgilim” diyordum. Sonrasında çamur daha da ıslanıyordu, yağmurun başladığı yerdi sanki.
Sol elimin metrekaresi düşük, bu çamurları üzerimden temizlemeye. Ama ylmıyorum, yakalarım var. Parmaklarımın ucuyla yakadan tutup sirkeliyorum hayatı, geride kalan herşeyi her kimseyi. Büyüyorum, benimle birlikte büyüyenle. Paylaşıyorum tüm varlığımı büyütebildiğimle ve beni büyütebilenle. Çünkü mutluluk paylaşıldığında gerçektir. Bu gerçek, üstü çamur tutmayan zara montun ta kendisidir.
Aynı bedende benden başka bir bedene yer yok artık, hakimiyet sadece bende.