​ İnsomnia / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '10

 
Kategori
Deneme
 

İnsomnia

İnsomnia
 

(Uykusuzluk Semptomlarının Yarattığı Bilinç Hali...)

sabaha karşı 04.30 suları...

kısa devre

uyku... sessizlik..

bir yerlerden kulağa çalınan horultu sesleri

pencere açık... kim bu?

bu evde kimse olmadığına göre başka bir evdeki başka biri.

kapat gözlerini ve duvarların yankısını dinle

olmadı

aç göz kapaklarını... aç aç! açabildiğin kadar

alışmaya çalış karanlığa

gölgeleri çözünür hale getir birbirinden

perdenin hafif bir esintiyle hareketlenmesini izle

sağına dön

olmadı

solu dene

ayaklarını karnına çek

peki bir de iyice uzat.

yüzüstü

-yüzüstü bırakılır, -deyim! yüzükoyun diyecektin.

tamam yüzükoyun. (ne saçma!)

sırtüstü öyle sopa gibi yatılır mı?

kollarını, bacaklarını yanlara aç... kapat o zaman. yok yok en iyisi aç...

gözünün önünde beliren Da Vinci'nin "Vitruvius Adamı" (Uyarı! Uyarı! : parşömen baskı röprodüksiyon bulursan bir adet edin!) eskizi seni hep etkilemiştir.

nedensiz.

her şeyde de neden aranmaz ki!

sessizlik... uyku... yeniden dene

kapat gözlerini.. açma şimdi...

soluğunu sayma meditasyonu bazen işe yarıyor, koyunlardan iyidir

dene...

koyunlar kokar hem, rakamlar kokusuz.

olmadı... olmadı...

düşünme...

düşündüğüm bir şey yok ki

uyuma isteğinden başka

bilinçle söyleşi.

-yine başladık! yine başladık!

-insomnia... kusuru; kusursuzluğunda...

-delirmek bile bunun yanında normaldir.

-kaçıncı gündesin?

-hayır, hayır... soru sorma. bu altıncı.

-hiç mi?

-yok canım, sızma durumları var. belki bir saat. sızma zeytinyağı... üzerine kekik.

-bırak şimdi. açsın da zaten!

-evet açım.

-evet açsın. neye?

-boş ver. her şeye...

-doyumsuz, obur yaratık.

-hakaret etme bana..

-tamam sustum.

-evet sus lütfen.

-rüya görmek ister misin?

-sen bu kadar uyanıkken mi?

-ne var bunda? görüyorsun da.

-evet. görüyorum. rüya mı yoksa sen mi kuruyorsun tüm bunları bilmiyorum.

-ne görüyorsun?

-kendimi uyurken görüyorum. ölmüş bedene dışarıdan bakmak gibi bir şey. uyuyormuşum. telefonun alarmı çalıyormuş. daha sabah olmamış. çalan alarma küfür ediyorum. sabah olması lazım çalması için. ama oda karanlıkmış. o zaman yanlış kurmuşum bunu, diyorum. uzaktan baktığım bedenime geri dönüyorum. şeffaf bir kapı açılıyor yatağımın hemen ayakucunda. başımı kaldırmadan sağa eğimlediğimde görebiliyorum. saydam kapı perdeler gibi dalgalanıyor. kapıdan içeri girmek istiyorum. girmesem mi? emeklemek lazım şimdi. üşeniyorum. bu günlerde her şeye üşendiğim gibi. kapı saydam. ben, pervasız bulutlar nasıl durmadan yağarsa, durmadan konuşuyorum pervasızca. kendimle, insanlarla, kendimle, duvarlarla, kendimle, kedilerle.. bir de periler vardı değil mi?

-şizofren misin ne saçmalıyorsun?

-değilim ama bir kitapta okumuştum. hangi kitap olduğunu... dur bir dakika. evet, hatırladım, ama o yazarı sevmiyorum. orhan pamuk. diyor ki kitabında kendi yazarlığı ile ilgili: "bir başka dünya hayal etmeden, bir başka kimliğe bürünmeden yaşayamayan -şizofrenik- kişiyi çok iyi anlarım ama ikinci aleme esir olduğu, geri dönebileceği mutlu ve sağlam bir -asıl- dünyası olmadığı için şizofrenlere acır ve onları (gizlice) küçümserim." neden küçümsüyor ki? küçümser-miş! uf, tamam, bana ne, ne dediği umurumda değil...

-istem dışı kas hareketlerin devinime geçti.

-evet, az önce bir yerden düştüm. gözlerimi açtım, yatıyorum.

-uyu o halde.

-kolaysa sen uyumayı denesene.

-hırçınlaşamıyorsun bile. 'denesene' repliği ünlemsiz, yorgun seğirdi. yarın artık algıda zayıflık başlayacak.

-çok uzun zamandır unutmuştuk ne güzel.

-evet, işler yolunda, her şey tıkırında, dünya toz pembeyken.

-işler yine yolunda, her şey tıkırında ama renk değişti.

-ne renksin şimdi?

-ne fark eder ki?

-öyle ya, ne fark eder ki...

-bayat ekmek.

-kıtır ekmek.

-buğusu tüten taze ekmek... içine tereyağı.

-kalk bir şeyler hazırla kendine.

-uyumak en güzel gıda.

-saatten haberin var mı?

-hayır yok... tek gözümü kirpiklerimin arasından hafif aralayıp görebildiğim kadarıyla, pencereden gün aydınlanmaya başladı. birazdan alarm çalac...

-uzun bir gün bizi bekliyor. bol kafein takviyeli.

-bol kafein...

-hadi uyuyalım.

-susarsan...

belki... uyuyabilir...iz... sızar... kalır... ız...

-peki, sustum.

-lütfen sus...

lütfen

sus

su

s

s

s

zzzzzz

eylül' 09

elif eser

 
Toplam blog
: 19
: 658
Kayıt tarihi
: 16.03.10
 
 

Oyun yazarı. Son oyunu "Yedi Peçeli" Devlet Tiyatroları tarafından incelenmekte. Diğer bütün yazı..