- Kategori
- Haber
Kim, kimi korumalı?

Bildik bir soru vardır. Denir ya “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan” diye…
Bu soruyu “Güncel” bir konuya uyarlayalım şimdi. Şöyle soralım örneğin; Devlet mi milleti korumalı, millet mi devleti korumalı?
Kafatasının içinde beyin taşıyan ve o beynin de fonksiyonlarını tam olarak yerine getirdiği varsayılan tüm “Düşünen” beyinler, bu soruya elbette ki “İkisi de birbirini korumak zorunda” diye cevap verecektir.
Burada asıl yanıt bekleyen soru, hangisinin öncelikli korunmaya muhtaç olduğudur.
Önce “Devlet” mi korunmalı, yoksa “Millet” mi?
Bu sorudan sonra sorulacak ikinci soru, nasıl korunacağıdır. Yani “Millet” devleti nasıl koruyacak “Devlet” milleti nasıl koruyacak?
İşte “Hukuk” bu noktada devreye girecektir. Diğer bir değerlendirme de “Devlet”in korunmada önceliklere sahip olmasıdır.
Çünkü “Devleti” oluşturan “Millet”, koruma düşüncesinde “Devlete” karşı “Özverili” olması zorunluluğu anlayışını taşıması gerekir.
Karşılıklı “Koruma”nın temel yapısını ise, bu gün artık içeriği tam belli olmasa da, orasından burasından parça püstük ortaya çıkan ve “Yeni”lenmesi gündeme oturan “Anayasa” taslağında ortaya konacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarının tamamında devletin temel yapısı ve anayasadan ne anlaşılması gerektiği korunmuştur…
Diğer taraftan da en son 1982 Anayasasının “İKİNCİ KISIM” kısmında yer alan “Temel Haklar ve Ödevler” başlığı altındaki 12. madde ile “Devlet” “Millet”in haklarını ortaya koymuştur.
MADDE 12. – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.
13. Maddede ise, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlandırılacağı bellidir.
MADDE 13. – Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
14. madde ise, anayasa ile verilen ve korunan “Temel hak ve özgürlükler”in kötüye kullanılamayacağını ortaya koymaktadır.
MADDE 14. – Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.
Peki, “Devlet”in nesini ve neden koruyacağız?
Demokratik sistemde “Esas” olan “Kişi” ve onun “Hak ve özgürlükleri”dir. Bir başka deme ile “Devlet” “Millet”i için vardır.
Diğer taraftan da “Devlet” olmadan da “Millet” olunmaz.
İşte yalnız başına bu “Şart” bile, devletin korunmada önceliğini ortaya koymaktadır. Kişiler, yani “Millet” oluşturduğu “Devlet” yararına özgürlüklerinden “Korunma” amacına uygun olarak bir miktar ödün vermek zorundadır.
Yeni “Anayasa” hazırlanırken, elbette bu ölçülere uyulması zorunludur.
Ölçüler ise, açık ve nettir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarının[1] hepsinde, bu temel ilkeler açıkça belirtilmiş ve korunması için de gerekli önlemler alınmıştır.
Bunları bir kez daha hatırlamamız gerekirse:
I. Devletin şekli
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta[2] belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti
MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
İşte yeni yapılacak “Anayasa”da bu kuralların aynen korunması, Türkiye Cumhuriyeti devleti’nin bulunduğu coğrafya itibariyle geleceğe uzanması için gerekli ve olmazsa olmazlarıdır.
Bakalım…
Önümüze konacak “Yeni Anayasa” metninde bunları ne kadar görebileceğiz?
12 EYLÜL 2007
[1] 1982 Anayasasının “Başlangıç” bölümündeki temel ilkeler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olmazsa olmaz kurallarını ve Anayasadan ne anlamamız gerektiğini ortaya koymaktadır.