- Kategori
- Psikoloji
Kişilik

Herkesin içinde bir yıldız...
Herkesin içinde bir yıldız.
Kimi tozlu, üfleseniz parlayacak.
Kimi çamurlu, yıkamanız gerekir.
Kiminin üzerindeki çamur kurumuş, taşlaşmış, önce ıslatıp yumuşatmalısınız.
Kimi yıldızlar betona gömülmüş, önce betonu kırmalısınız.
Kimi, kurşun geçirmez çelikle kaplı, ulaşmak imkansız değil fakat çok zor.
Bazı yıldızlarsa öyle uzak ki, ulaşmak isteseniz de ömrünüz yetmez.
Ya içimde ki yıldız ?
O’na ulaşmak zorlu bir yolculuk…
Bebekken çok meraklıymışım. Ne görsem mu ne mu ne.Cevap vermekten yorulurmuş annem.
Daha sonra, okulda öğretmenlerim cevapladı sorularımı.
Beynine değer verdiklerim aydınlattılar zaman zaman.
Okuduğum kitaplarda heyecanla altını çizdiğim cümleler.
İzlediğim filmler.
Arkadaş sohbetleri.
Büyüklerimin eleştiri ve önerileri.
O günlerde fark edemediğim yönlendirmeler.
Bilinçli onaylarım, edilgen kabullenişlerim.
Çiğneneyerek yuttuklarım, çiğnemeden yutturulanlar.
Düşünceler ve ulaştığım sentezler.
Yaşamın ödül ve cezaları.
Anılarım ve umutlarımla, beğendiğim ve beğenmediğim yönlerimle,
bu gerçekten ben miyim ?
Kişiliğim, içinde büyüdüğüm aile, çevre ve toplumun kültürü ile yİoğrulurkenbilinçli tercih yapma yeteneğim acaba o yıllarda neredeydi ?Acaba şu an ki kişiliğim beni ömür boyu mutlu etmeye yetecek kadar doğru özelliklerden mi oluşuyor ? İnandığım ve yeri geldiğinde savunduğum değerlerimin ( inançlarımın) içinde hiç yanlış olmadığından ne kadar eminim ?
Lise son sınıf öğrencilerine “ Kişilik gelişim “ konulu bir seminer veriyordum. Konuşmamın bir bölümünde “ Kendi kişiliğinizi tanığınızdan ne kadar emin misiniz ? “diye sordum Salonda 54 öğrenci vardı ve 24 öğrenci kendi kişiliklerini tanıdıklarından emin olduklarını söylediler. 24 sayısını tahtaya yazdım ve kişiliğimizin nasıl oluştuğunu, kişilik oluşumunu etkileyen faktörleri, kişiliğimize bulaşan virüsleri ve zararlarını, kişiliğimizdeki yüzlerce özelliğin birbirleri ile oluşturduğu kombinasyonları açıkladım. Ardından öğrencilere şu soruyu yönelttim “ Anlayış tarzımızın, saygı, sevgi ve adalet anlayışımızın, dinlenme ve eğlence anlayışımızın, sinirlendiğimizde gösterdiğimiz tepkilerin ve diğer özelliklerimizin bize gerçekten uygun olup olmadığının analizini yaptık mı, işe yaramaz tarzımızı atıp yerine bize yakışan en uygun tarzı monte etmeye çalıştık mı, Ya da her hangi bir özelliğimizi masaya yatırıp renginin ve tonunun bize uygun bir sentezine ulaşmaya çalıştık mı, dahası bu özellikler kişiliğimize yerleşirken biz neredeydik. Bize şu yanlış bu doğru denilenler acaba bizim için gerçekten yanlış ya da doğrumuydu ?Daha sonra kişiliklerini tanıdıklarından emin olduklarını söyleyen 24 öğrenciye şunu sordum“ Kişilik özelliklerinizin % kaçını bu şekilde incelediniz ? “24 kişi tek tek % lerini söylediler ve ben söylenen rakamları tek tek tahtaya yazdım. 24 öğrencinin söylediği sayıları toplayıp 24 e bölerek ortalamayı aldım. Çıkan ortalama sayı % 17 idi. Ardından tüm öğrencilere “ % 17 lik bir tanıma oranı ile kişiliğimizi tanıdığımızdan emin olmamız mümkün mü ? ” diye sordum. Doğal olarak hayır dediler.