- Kategori
- Güncel
Kripto Nedir?

Özellikle son günlerde dilimize iyice yerleşen bir kelime var; “kripto”. Kelime anlamı itibariyle; “Kripto, bir metnin veya dijital yazılım kodunun şifrelenerek değiştirilmesini ve kopyalanmasını engellemek amacıyla kullanılmaktadır. Kriptolanmış bir metin veya kod dizgileri doğrudan okunmaya çalıştığında anlamsız karakterler kümesi görünür. Fakat bilgisayar bunları çalıştırma aşamasında sorunsuz olarak görüntüleyebilir.” (1) Bir başka anlamı ise Türk Dil Kurumu sayfasında yazılanlara göre Fransızca isim köklü bir kelime olan crypto kelimesinden dilimize geçen bir kelime ve anlamı; “siyasi amacını gizleyen kimse” olarak ifade edilmiş.
Türkiye’de özellikle son 15 Temmuz sonrası kullanılmaya başlayan bu kelime daha önce de başka oluşumlar için farklı şekillerde kullanılıyordu. Sebatay Sevi tarafından Sebataycılık akımına mensup kişiler için de, Evanjelistlerin Türkiye’de oluşturmuş oldukları akımlar ve hatta dini tarikat ve cemaatlerin neredeyse tamamı için zaman zaman ve farklı/karşıt görüşlere sahip kişilerin birbirini açığa çıkarmak üzere yazdıkları yazılarda, yaptıkları konuşmalarda bu kelimeye sıkça rastlamak mümkündür. Sinema ve televizyon sektöründen tutun da kuyumculuk ve zanaat erbapları için dahi bu sözcük kimi zaman kullanılır oldu. Güya sinema sektöründe kripto Ermeniler varmış ve Türk örf ve adetlerini bozmak adına yıllarca milletin ahlakını bozmak adına isimlerini değiştirerek; sahne adları kullanmak suretiyle içimizden biriymişçesine milleti kötü yola sevk eder olmuşlar. Tabi bu durum; bu kelime çoğu zaman siyasetçiler için de yakıştırıldı. Kimi zaman; Türkiye’de ismi öne çıkan yazarlar, bürokratlar, siyasi ve dini liderler de bu kripto yakıştırmasından farklı isimler kullanılmak suretiyle nasibini aldı. Belki de bu duruma milletin kendisi sebep oldu; her duyduğuna inandı da kardeşinden öz kardeşinden şüphelendi. Doğrusu yüzyıllardır geçiş yolu olan bölgemizde saf ırk bulmak neredeyse imkansız olabilir. Milletin hiç işi yokmuşçasına başkasının soyu sopu ile uğraşması da fikri bölünmüşlük yaratabilir. Aynı şekilde insanlarımızın ciddi anlamda birkaç ideal etrafında sıkıca kenetlenememesi de bu durumun oluşmasında etkili olmuş olabilir. Dahası; bilinen tüm bilgiler de belki de bilinmesi istenen sahte bilgiler dahi olabilir. Toplumu birbirine kenetlemek toplum liderlerinin işi olması gerekirken toplumsal bölünmeyi körükleyen uyanıklar da bu duruma sebep olmuş olabilir. Özünde ne olursa olsun; toplumun cehaletinin bölünmeyi hızlandıracağı aşikârdır. Dünya günümüzde farklı bir noktaya gelmiş bulunuyor; en çok insan katledenler; insan hakları savunuculuğuna, en çok soyanlar holding patronluğuna, kurallara asla uymayanlar kural koyuculuğa, insan ve uyuşturucu tacirleri bankerliğe transfer olduğu ve filozofların hayatta kalabilmek için mafya liderlerinin eline baktığı bir dünyada neler olabileceğini düşünmek; insanın ruhunu karartsa da sıradan insanlar için çok fazla bir şey yok. Düşmanını patronunun seçtiği günümüz insanı; haralarda yaşayan ve haftada birkaç kez koşturulan, yaşlanınca da vurulan atlardan ne kadar farklı olabilir ki? Kuzey kutbuna yakın bir yerlerde doğan insanlar ile, güney kutbuna yakın bir yerlerde doğan insanı dahi neredeyse birbirine düşman ilan eden ve bu konuda da ikna eden “dünya kurulu düzeni” ve düzene koşulsuz hiç sorgulamaksızın itaat eden insanlar arasında kripto sanıldığından da az ve sadece seçkinler arasında olabilir ki, yazık onlar da sadece yaşam sürelerini belki bir müddet uzatabiliyor ve Allah’ın, Allah’ın yarattığı evrenin kurallarına en nihayetinde yenik düşerek yok olmuyorlar mı?
Gelen gidiyor, başlayan bitiyor da insanlara meşgale gerek. Hikâye ve hikâyeler gerekiyor. Belki de gerçek aklı kiraya veren insanların haradaki yarış atlarından tek farkları bu olsa gerek.