​ Meğer... / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '16

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Meğer...

Meğer...
 

Gelir mi, gelmez mi derken, orada bir yerlerde bekliyormuş zaten ruhunun ucundan tuttuğum. Tuttukça kaptırdım kendimi, çektikçe, çekildiğim bir girdap gibi aşk.
 
İçinden bir yerden geliyor aslında aşk. Sen birinden sana doğru gelmesini beklerken, emsalin olduğuna inandırdığın bi bedeni sıfatlandırıyorsun aslında.
 
Bu. Budur diyorsun. Aşkın beden hali şimdi bu. Kendi kanından zihninden ruhundan yaratıyorsun aşkı. Gözlerinin beğendiği, hormonlarının heyecana kapıldığı bir bedenmiş aşk. “Aşk mısın sen?” demeye bile gerek yokmuş. Sen o karşılaştığın bedeni aşk ile şereflendiriyorsun. Bütün mesele bu. Aşk mısın diyorsan aşk da değildir zaten. Kime aşkın görkemli kaftanını giydirirsen onu istiyorsun.
 
Şimdi ben istedim diye adın aşk senin. Ben öyle ol istedim diye. Hepsi bu.
 
Sana yakışmıştı. Tam da sırtımın yaslanma mesafesine yakın, kederli şarkılara ses olup, keyifli melodilerde dans eder gibi yaparken yakışmıştı. Sonra garip garip elimi, kolumu, omuz başımı, belimi tutmak ister de tutamaz gibi yaparken, tam da yanı başımda yürürken, yanımdayken, yanında sana karışmışken, olmadığım birine dönüşmüşken, adın aşk olmuş senin.
 
İstiyorum seni insan. Bendeki sıfatlarınla diliyorum seni. Aşksın diye çekiyor ruhum seni senin benliğinden. Gelsin diye beklerken, içimde yaşattığım sihirmişsin meğer. “Ne zaman göreceğim mutlu uynamama sebep olacak o rüyayı?” derken tüm gerçekliğimmişsin sen. “Birini mi bekliyorum, ne bekliyorum ben?” diye sorgularken beklenilmesi saçma olan, bendeki bir varlıkmışsın meğer.
 
Seninle ben de yaşamaya çalışırken, kendime getiremediğimmişsin. Kendime gelemediğim zamanlarımda saklanmışsın meğer. Bir an. Yalnızca bir an kendimden vazgeçince, dümeni boşta bırakınca çıkıverdin saklandığın yerden.
 
Aşk, sana haksızlık etmemin suçluluğu ile bunca zamandır gelmene izin vermediğim için kendimi cezalandırmak niyetindeyim. Adını koydum bir kere. Gelişinle, azad halinle, bana yaşatacaklarının hiç bir hesabı olmadan tadına bakmak istiyorum olacakların.
 
Daha once çok isteyip de yapamadığım gerçek bir kontrolsüzlük yaşayacağım. Günlerimi, aylarımı belki de sadece saatlerimi sana hediye etmek istiyorum.
 
Biliyor musun? Bunu hak ettin. Belki de bunu yaşamayı ben hak ettim.
 
Sevgilim dediğin ile sevdiğin arasında bir yerde tutmaya çabalarsan, belki biraz bir şeye benzeriz. Belki sınırın altında bir yerlerde çırpınıp, hızla bir yokuştan yuvarlanacağız alabildiğince. Belki de zirveye dokunacağız birlikte ama en azından deneyeceğiz işte.
 
Gerçeklikle, kurallarla, prensiplerle çerçeve oluşturmadan uçsuz bucaksızlığın tadına bakmak gerek biraz. Hepsi bu çılgınlık seviyesinde anlamlıymış meğer.
 
 
 
Toplam blog
: 158
: 253
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..