​ Meşg(k)ul / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '10

 
Kategori
Şiir
 

Meşg(k)ul

Kırmızı ışıkta durur sözyaşların
Unutma ihtimallerinin arasında bir yerde
Eşitsizliği kavramaya bir büyük bir küçüktür hasretin
Sevdiklerinin türevi alınamamaktadır,
Süreksiz bir fonksiyonda yolculuk ederken.
Ve tutmak zordur sapılan herhangi bir yalnızlığın tümcesini.
Anlaşılmazdır ruh olmak hasret diyarlarında
Kaybolacaksındır ! O yüzden
“Yokuşu geç ve eve dön”.

Tükenmiştir sevmek dediğin kalemin ucunda olduğundan
Tükenmez bir kalemdir sövgüler
Kalamadığı için midir bilinmez
ziyaretin kısası makbüldür solgun yeminlerde
ve utanmanın utanç olduğunu unutturan bir yeminde
tasvir yeteneğini kaybetmiş herhangi bir köy çocuğu
hiçbir şehri anlatamaz.
sebepsizdir yazdığı aşk mektubu bir prensese
çünkülerin sonu yokken misallere hayaller konmamakta
ve gönül verme kredisi devlet eliyle dağıtılmamaktadır.

İlla ki sevecek bir gönül bulunurken sokak arasında
sevilecek olanı bulmak
kırmızı ışıktan sonra
arabayı kaldıramamaktır
denizin dibine dalarsın
inceliklerin yanına...
Gülüşler güzel bir hasretin ocağında
yanma zorunluluklarını kıvılcım edinirler kendine.
sonra iki yumurta çakarsın
şakakların arasına;
üzülen yok , o sağlam,
sen sağlam,
güzeldirler...

Kırık olan tek güzel şey yumurtadır vesselam.
Alacaklı olmayan cümleler yaratırsın
vatandaş bedavaya
Çöpçülerin dolanmasının gerekliliği
Taşınır deniz kabuklarına
Ama çarpışan balkabaklarından
Ancak ve ancak çekirdekler dökülür
Sonra soğuk ve şehirlerarası
Kumsallara uzanır bedenin
Ölü ve çıplaktır ruhsuz olmak
Kalamazsın
Sağırlığı yaşadığın kerhanenin içine ederken
çorapların büyük gelmektedir bedenine
ve bedenin terden sırılsıklam
çekip gitme amacına susarsın aborjinlerin
uzak bir sebebiyet gibi gelen
taksi duraklarına ihtiyaçların
hatırda kalıcıdır ve gitmek istersin
gözlerine otostop çekersin sevdiğinin
ama hiçbir araç seni almaz
durup bir 23 nisan şenliği yaşatır kabul olanlar
her dua her zaman kabul olmaz.

Burun büktüğün bir burun
Bilmemkaç milyon kere güzel koklamaktadır hayatı
Mukadderatından ki
Yazılanlara sebebine şaşarsın
Bir gitarın yanıbaşına uzanıp seni sevmesi
Ozon tabakanı yok etmekte iken bile
Hiçbir yeminine sahip çıkamayacak kadar acizsindir
Kalbin cız eder cırcır böceklerine
Çünkü onlar her dilde rahatsız edebilmektelerken
Seni anlayan hiçbir duyma yetisi yoktur.
Kavgalara bu yüzden karışırsın sen polanski
Buzdolabında açlık çekebileceğin bir apartmanın yoktur
Aranırsın ama
Hep meşgul çalacak hayatın
Sorulursun ama
Cevaplanmayacak bir yanın ve
Can babayla birdir bıraktıkların;
“Avşa adasında üç daire dört üçgen beş dikdörtgen” .

 
Toplam blog
: 63
: 1414
Kayıt tarihi
: 14.08.08
 
 

Hayat hikayemi fazla uzatmayacağım, çünkü hepimiz bir şekilde yolumuza kavuşuyoruz. Okuyan bir an..