- Kategori
- Müzik
Say

"Tırnaklar keskin hayat zehirli" diyor Adonis. Hani şu çokca konuşulan, "Nobel" ödülü pas geçilen adam.
Hani kediniz yemeğini bitirip size sevgi dolu gözlerle baktığı an vardır ya;
Çocuğunuzun tüm sınıfta birinci olduğunu öğrendiğiniz an gibi,
Maaşınızı alıp, borçlarınızı ödeyip, sevdiğinizi yemeğe götürdüğünüz an gibi..
Köpeğiniz uyuduğu yerden kalkıp yanınıza gelip başını dizinize "beni sev" diye koyduğu an gibi,
Hani sevdiğiniz sizi hiç beklemediğiniz bir anda öptüğünde dudaklarınızdan,
Haklılıyken haklı çıkan adliye sucusu varya hani(su yolu yapmak deyimine),
Hastanızın, "sizin sayenizde iyileşleştim" teşekküründeki paylaştığınız bir acı kahvedeki gibi,
Hani en tepeye tırmanan mahruki'nin zirveden bakış anı;
Depreme inat rahat uyumanın keyfindeki vurdum duymaz cesurluktaki gibi,
İlk meyvelerini veren ektiğiniz bir ağacı gördüğünüzde veya bir bakış. yeni bir hayatada'ki an gibi;
Eller…
parmaklar üretirken sonsuza akıp giden melodileri...
işte o an bir fırtına değil kopan; daha büyük, daha ulaşılmaz, daha keyifli: Fazıl Say ve Bach
Bu büyük ülkenin yetiştirdiği en büyük sanatçıların başında; kafasını yürürken çevirip ''hadi siz de gelin'' diyen Say…
Anadolunun köylerinde piano çalan elleri; New York'ta birbirine çarpan ellerde ses bulurken, bilinmez olmak kendi topraklarında ne denli acı veriyordur ona.
Ozan, yalnız ozan...
Birgün açacaktır çiçekler kendi toprağında gerçek müzik. Sanat; sanatçısıyla tanışacak usulca ve sessiz.
Bach çalan parmaklarda, tatlı mırıltılar bırakarak fazılın sesinde fonda; biz hep buradaydık diyecekler… ya siz nerelerdeydiniz…
Not1: Bruno Leonarda Gelber in Beethoven yorumu beni çok etkiledi.
Not2: Değerli piano öğretmenim sayın Uğur Önel ve değerli eşleri Özen hanıma, uzakta olmanın kalpleri yakınlaştırdığı bir selam göndermek isterim. Öpülecek eller; öpülesi eller yetiştirdiler...