​ Şimdiyi yaşayabilmek / Ruh Sağlığı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

Şimdiyi yaşayabilmek

Şimdiyi yaşayabilmek
 

Hayatımız boyunca beklentilerimizle yaşayıp dururuz. Bilinçli ya da bilinçsiz ama bekleriz.

Aklımız elverdiğinde anne ya da babamızın bir özelliğine kavuşmayı, biraz daha büyüyünce parka gitmeyi, daha daha büyüyünce okula gitmeyi, okulu bitirmeyi, işe girmeyi, askerliğin bitmesini, evlenmeyi, çoluk çocuğa karışmayı derken bekleriz de bekleriz.

Oysa bilsek ki bu beklentiler bizi bizden alır, enerjimizi aşağı çeker sanırım beklememenin ne olduğunu, nasıl huzur verdiğini hemen öğrenmeye çalışırız. Olayları akışına bırakmak, şimdiyi yaşayabilmektir beklememek. Geçmişi ve geleceği yaşantımızdan çıkarmayıp, beslediğimiz sürece asla beklentiden kurtulamayız. Ancak beklentiyi yok etmek hayallerimizin olmayacağı anlamına gelmez. Hepimiz biliriz ki; "İnsan hayat ettiği sürece vardır". Yapılmaması gereken şey hayalini kurup öylece oturmaktır. İşte o zaman elin kolun bağlı, gitgide enerjisi yok olan biri oluverirsin. Vee beklentideyken elinden ne fırsatlar kaçırırsın hiç farkına varmadan. Bu hayatını paylaşacağın kişiden, mesleğine, gezeceğin yerlere kadar uzayabilecek bir liste olacaktır.

Beklentilerimiz çevre faktörü ile beslenirler. Önemli olan bu tuzağa düşmemektir. Çocukluğunuzu hatırlayın annenizden en azından bir çikolata istediğinzde alacağınız cevap aşağı yukarı "bekle, yemekten sonra" olmuştur.
Sevgililerimizden telefon beklemek, eşimizden anlayış beklemek, ev almayı beklemek vs. vs. Birileri bize ne bekliyorsun demedikçe farkına bile varmadan hep bir şeyleri bekleriz. İşte bu bekleme molalarımızı pozitife çevirmek elimizdedir.

İsteklerimizi dile getirdikten sonra "ben söyledim artık yapacak bir şey yok bekliyeceğiz"deyip oturmayacağız. İsteğimizin cinsine göre elimizden bir şey geliyorsa yapacağız, yok gelmiyorsa artık o isteğimizi akışına birakacak ve yaşantımıza geri dönüp şimdiyi yaşayacağız. Şimdiyi yaşamak bir formüldür arkadaşlar. Hemde mucize gibi bir formül. Tabii bir de beklentileri en aza indirgemek insanı huzura götüren diğer bir unsurdur. Beklememeyi öğrendiğimizde aslında evrenin bize istediğimizi verdiğinide görürüz. Olumlu beklentilerimiz de olumsuz beklentilerimizde yaşam enerjimizi bizden alır. Özellikle olumsuz beklentilerimiz.... Bir de bakarız ki ne korktuğumuz gibi olmuştur ne de kimse farkındadır olayın. Olan bize olmuş o sürede hayatı kendimize zehir etmişizdir.

Bir tanıdığım iki kere hamile kalmış ve maalesef ikisinde de ölü çocuk doğurmuştur. Üçüncü kez hamile kaldığında beklentisi yine ölü çocuk olduğundan hemen bu bebekten kurtulmayı istemişti. Ancak çevrenin ve doktorunun ısrarıyla doğurmaya karar vermişti. Ancak tahmin edeceğiniz gibi kötüyü bekleyerek geçirdi 9 aylık hamilelik dönemini. Ne hamileliğinin güzel yanlarını görebildi, ne uykusu uyku oldu gözüne, ne de yaşamı yaşam oldu o 9 aylık dönemde. Sonra nihayet beklenen gün geldi. Güzeller güzeli, sağlıklı bir kızı olmuştu. Şimdi olan kime oldu dersiniz. Tabii ki kendisine. Ömrünün 9 ayı kayıptı artık arkadaşım için. Hem fiziksel olarak, hem ruhsal olarak. Bir tek şeye seviniyor; artık biliyor ki beklediğimiz her ne ise gerçekleşmeden onun üzerine hayat kurulmaması gerekiyormuş. Böyle yaparak zamanımızı çalıyormuşuz. Çalınan her an ise yaşanmamış bir dilim hayatımızda. Şimdilerimizi kaçırmadan, beklentilerimizin dozunu en aza indirerek sevgiye kucak açarak hayallerimizdeki yaşama doğru koşmaya başlayalım ne dersiniz?

 
Toplam blog
: 18
: 1220
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1957 yılının Kasım ayında dünyaya gelmişim. Neşeli, hayatı seven dolayısı ile insanları seven biriyi..