- Kategori
- Gündelik Yaşam
Günlük işte...
Merhaba günlük!
Pazar günü görüşemedik. Pek bir şey de oldu sayılmaz. Yeni tuttuğum eve taşınmakla geçti günüm. Sabah milliyet blog sayfalarına giremedim. Herhalde yoğunluktan sorunlar vardı. Çok korktum. Yoksa "günlüğüm beni terk mi etti" diye geçirdim içimden :) Neyse ki terketmemiş...
Yeni taşınacağım ev işime çok yakın ve kocaman bir bahçesi var. Artık her hafta sonu mangal yapabileceğim. Başka türlü et, tavuk ve balık yiyemiyorum. En azından bahçe ile de uğraşır vücudumdaki, bütün hafta yüklenen elektriği atarım diye düşünüyorum. Eskiler ne demiş: "Az yaşamak istiyorsan insanla, çok yaşamak istiyorsan toprakla uğraş" Hakikaten toprak olayı bir başka. İnsan bahçede çalışırken vücudunda bir rahatlık hissediyor. Yazın bir de hamak atarım bahçeye değmeyin keyfime. Tatile çıkmaya bile gerek yok. (zaten üç senedir çıkamıyorum ki) "Hayatı yaşamak gerek. Olduğun yerde durmayacaksın, bir şeyler yapıp mutlu olacaksın, her şeyi dert etmeyeceksin" derdi rahmetli babam. Enteresan; zen budizmi de buna benzer şeyler söylüyor...
Her sabah uyandığımda, o günü, yeni bir hayatın başlangıcı olarak görüyorum. İçerisinde yeni umutlar, yeni öğretiler, yeni fırsatlar, yeni ilişkiler, taşıdığını düşünüyorum. Gerçekten de öyle oluyor. Küçük de olsa mutlaka biri gerçekleşiyor. Eğer güne karamsar ve isteksiz başlarsam, o günün getirdiklerini göremiyorum. Daha sonra günün analizini yaptığımda neler kaçırdığımı anlıyorum. Herkesin denemesi gerek ancak beklentileri çok yukarı taşımamak kaydıyla. Hep kötü şeyler olmuyor. Güzel şeyler de oluyor.
Hatta bazan kötü sandığımız olayın ardında, güzel bir olayın saklı olduğunu görmek bile olası... Evvelki sene ufak bir trafik kazası yaptım. Hışımla arabadan çıkıyordum ki son anda kendimi frenleyip derin nefes aldım. Hatta içimden yirmiye kadar bile saydım:)) Neyse sakin bir "geçmiş olsun" dileklerinin ardından trafik polisleri geldi iki saat sonra) ve bu arada biz iki kazazede sohbet emeye koyulduk. Oradan buradan derken birbirimize kartlarımızı verdik. Halen görüşüyoruz ve en iyi müşterilerimden biri... Bunun gibi çok örnekle karşılaştım. Güne pozitif başlayıp, yaşama gülümsemek gerek. Sonra düşündüm; eğer kendimi frenlemeseydim olacaklar malum. Ve o günüm eminim çok kötü geçecekti. Hatta sonraki günler bile devam edecekti. Trafikte yol verirken de aynı duyguları taşıyorum. Çoğu kez yol verdiğim kişilerle selamlaşıyorum ve bir tebessüm oluyor. İnsanlara kapı açıyorum, yaşlı birini yolda gördüğümde arabama alıyorum, Alışverişten dönen, elleri dolu bir tanıdık gördüğümde ona yardımcı olmaya çalışıyorum. Böyle yaparsam işlerimi yetiştiremeyeceğimi ve işlerimin bozulacağını düşünürdüm. Oysa tam tersine. Ben insanlara yardım ettikçe işlerim yoluna giriyor... Belki de karşılık alıyorum ne dersin günlük?
Ben bu arada servise gidip gidip geliyorum. Bu yüzden sabah başladığım günlüğü akşam bitirebiliyorum.
Gün içinde gittiğim yrlerin çoğu ile kısa sohbetler (ayak üstü) ediyorum. Kimisi ile köpekler, kimisi ile çocuk, kimisi ile sağlık, kimisi ile ekonomi sohbetleri yapıyoruz. Bunlar çok kısa da olsa, bazan çok faydalı sohbetler olabiliyor. Örneğin; bitkilerle tedavi konusunda anneannem ve annemden kalma çok bilgiye sahip olduğum halde, çörek otu, zencefil ve bal karışımının soğuk algınlığına iyi geldiğini bilmiyordum. Bunu anlatan hanımefendi de karabiberli bal'ın iyi geldiğini bilmiyormuş. Böylece ikimiz de karşılıklı bilgi alışverişi yapmış olduk.
Yol durumu: Araç kullanırken cep telefonu kullananlardan kesinlikle uzak durmalıyız. Hatta onlara iyi davranmalıyız, çünkü geçici travma geçirdiklerini ve geçici sarhoşluk yaşadıklarını düşünüyorum.
Telefonla konuşurken dikkatlerini araç kullanmaktan uzaklaştırıp konuştukları konuya veriyorlar. Yol verdiğim halde üzerime sürenlerle karşılaşıyor ve kornaya basarak onları uyandırdığım oluyor. Sonra hiç istiflerini bozmadan "pardon" diyorlar. Ölüyorduk yaa!
Herşey gönlünce ve dilediğince olsun günlük. Yarın görüşmek üzere.
Sanırım yarın iletişimle ilgili birşeyler yazacağım...
Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz de eşit oluruz... (ute kabilesi)