- Kategori
- İlişkiler
Onsuzluk

Bazı ayrılıklar belki işe yarayabiliyor ama sadece bazıları... Gerçek bir duyguyla bütün oldukların bunlardan değil...
Bana zaman verseydi mesela, şu zaman bekle geleceğim deseydi.. Beklerdim gocunmadan.. Ama demedi...
Ne dudağım ondan başka bir dudağa, ne tenim ondan başka bir tene değerdi... İşte zaten anlatıyor sana zaman.. Başka biri hep sana yabancı kalıyor, direncin işe yaramıyor, ruhun bir adım bile yaklaşmıyor.. Olduğu yerde sayan ilişkilere bu zaman içersinde hep gebe kalıyorsun.. Ama doğumu yok.. Bir adım ilerisi yok... İçinde yeni bir cocuk yok...
Şimdi yasaklara, günahlara, insanlara yenilmiş aşkzede şeklinde bir ayrılık yel yel esti aramızdan, ne işe yaradı... Bilmiyoruz. Sanki hiç olmamış, hiç sevilmemiş, hiç sevişilmemiş gibi yaşanıp gidiyor zaman... Ama gözlerin hep bugulu bir şekilde saate bakıyor ve... Şu kadar zaman oldu görmeyeli diyor için, bir asır geçti sanki diyor bedenin.. Çünkü yokluk 1 yılda 1000 acı indiriyor bedenine. Çöken yüz hatların aynada, zayıflayan bedenin kıyafetlerde, titreyen ellerin yazdığın kalemde fragman gibi gösteriyor onsuzluğu...
Onsuzluk... Ananın evladından ayrılması gibi...
Onsuzluk... Boşa gecen yaşam gibi...
Onsuzluk... İlacı olmayan hastalık gibi...
Onsuzluk... Onsuzluk... Çok acı bir kelime.. Çok yalnız, çok çaresiz.. Çok bitik... Çok sessiz......
İşte hayata gülen gözlerimi kaybettiğim anın adı... Onsuzluk... Ve sadece en büyük günah olduğu için sonlandıramadığın hayata, kırgın yaşamışlığı ekleyen tat bu...
Yıllar gececek, bambaşka hayatlarımızda, başkalarından ve özellikle aşksız olan cocuklarımız bacağımıza yapışacak. Sessiz sessiz yavruna baktığın bakışlarında onu düşüneceksin... Belki ona içinden onun adıyla sesleneceksin.. İçinde aslında çok büyük bir sırla herkesi kandırarak, sahneni yaşıyor olcaksın...
Onsuzluk... Herkesi kandırman için yeterli bir sebep......
Sevinç ŞARLI (11.08.2009)